Nasıl Geçer Katuna’da Dokuz Ay ?

Nasıl Geçer Katuna’da Dokuz Ay ?

7. sınıflarla gerçekleştirilen yaratıcı okuma uygulamasında, Osman Şahin’in Köprü Kitaplar koleksiyonu için yazdığı Katuna’da Dokuz Ay adlı romanındaki empati, cesaret, farklı kültürler ve coğrafyalar gibi temalar işleniyor.

PINAR BAYSAL

Yaratıcı okuma uygulamamızı, 7. sınıftaki yedi şubemizle, dokuz haftada gerçekleştirdik. Osman Şahin’in Katuna’da Dokuz Ay adlı romanını seçmemizin en önemli nedeni, öğrencilerimizin gerçek hayatla tanışmalarını, gerçeği gözlemlemelerini istememizdi. Sadece İstanbul’u değil, ülkelerinde belki de hiç ayak basmadıkları bir kenti, oradaki yaşıtlarının hayatını ve köy gerçeğini gözlemlemelerini amaçladık. Bu amacı, dönem başındaki gezi yazısı kazanımıyla birleştirdik.

Başka bir kenti anlamak için, öncelikle yaşadığımız kenti tanımak çok önemliydi. İşe, İstanbul’u tanımaya çalışarak başladık. Kentin değişik semtlerine ilişkin gezi yazıları seçtik ve sınıfta öğrencilerle birlikte okuduk. Onlardan, yaşadıkları semtlerde gözlemler yapmalarını, notlar tutup fotoğraf çekmelerini ve oluşturacakları malzemeyle bir gezi yazısı yazmalarını istedik. Okulumuzun olanaklarını da kullanarak, Boğaziçi’nde yarım günlük, rehberli bir tekne turu organize ettik.

İstanbul’dan Katuna’ya götüren bir roman…

Yazar Osman Şahin’in o büyülü dili sayesinde, çok daha güzel bir geziye çıktığımızı düşünüyorum.KK_KATUNA_08.indd Asıl gezi deneyimini, Katuna’da Dokuz Ay’ı okuyarak gerçekleştirdik. Önemli olan, öğrencilerimizin kendi yaşam olanaklarıyla Mardin yakınlarındaki Katuna köyünün olanaklarını karşılaştırmalarıydı. Dahası, empati kurarak farkına vardıkları sorunlar için çözüm önerileri oluşturmalarıydı.

Kitabı okumaya başlamadan önce izlettiğimiz, “Hayat Gezince Güzel, Mardin” adlı belgesel sayesinde şehrin yaşamı, coğrafyası, gelir kaynakları üzerine fikir edindiler. Öğretmen arkadaşlarımla hazırladığımız sunumlarda, öğrencilerin romanda anlatılanlarla karşılaştırma yapabilecekleri, kendi yaşamlarına dokunabilecek görseller seçmeye özen gösterdik. Okula her gün servisle gelip giden öğrencilerimiz, kendilerini oradaki çocukların yerine koyarken, biz öğretmenler de kendimizi romandaki gencecik öğretmenlerin yerine koyduk.

Beş haftalık bir okuma planı yaptık. Romanın yaklaşık 30-40 sayfasını evde okudular.Bu aşamada, haftalık beş ders saatinin bir saatini romanın analizine ayırdık. Sunumlarımızda yer alan görsellerle romanda önlerine çıkan ayrıntıları karşılaştırdılar. Çoğu, şehir hayatında alışık olmadıkları görüntülerdi. Çocuklar, anlatılan köyün evlerinde banyo ve tuvalet olmamasına inanamadı. Sukabağının topraktan çıkışını, hangi amaçlarla kullanıldığını, o serüveni hiç bilmiyorlardı. İnsanların nüfus cüzdanı olmadan nasıl yaşadığını, neden mağaralarda barındığını, ne güç koşullarda yaşadığını anlamaları hiç kolay olmadı.

Her yerde gördükleri kadın ve erkek sembollerinin romanla ilişkisini sorduk onlara. Çokeşlilik, kadın hakları gibi birçok konuyu konuştuk, tartıştık, hayal etmelerini sağladık. Örneğin, Katuna’daki çocukların da, yetişkinlerin de bir zamanlar tuvalet yerine “hacet kazıkları”nı kullanmasına bir türlü inanamadılar.

Sonraki haftalarda Katuna’daki değişimin ve kimin neyi, nasıl değiştirebildiğinin üzerinde durduk. Devletin öğretmen olarak gönderdiği genç kızların, köyde ve her yaştan sakininde sağladığı değişim, tüm engellere rağmen mücadeleyi sürdürmeleri, öğrencileri çok etkiledi. Bu beş haftalık süreçte kültürel değerleri de sıklıkla konuştuk; bu süreci fotoğraflar ve videolarla destekledik. Mardin kültüründe çokça yer alan bıttım sabununu, telkâri işçiliğini, muska kolyeleri, mırra kahvesini anlattık. “Kibar Feyzo” ve “Doktor Civanım” gibi filmlerden bölümler izledik. Bu filmlerden seçtiğimiz bazı sahnelerin romanda nasıl ele alındığını tartıştık.

Uygulamaya katılan bir grup öğrenciyle okul kütüphanesinde çekimler yaptık. Onlara, “Romandaki öğretmenlerin yerinde siz olsaydınız ne yapardınız ?” ve “Romanda sizi en çok şaşırtan neydi ?” sorularını sorduk. Değişim için uğraşan insanlara saygı duymaya ve kendilerine dönerek, “Ben neyi yapabilir, neyi yapamam ? Benim elimden ne gelir ?” sorularına cevaplar aramaya başladılar.

Çalışma sürecinde kitabı okuyan iki Sanat öğretmenimiz haftada birer saatlerini ayırarak, kitabı okumayı bitiren öğrencilerimizle birlikte Katuna’da Dokuz Ay ’da anlatılanların haritasını çıkardılar. Öğrenciler açısından oldukça sıradışı kazanımlar sağlayan bu çalışmanın ardından, haritalarla çok güzel bir de sergi açtılar.

Yaratıcı okuma uygulamamızın en güzel aşaması, yazar Osman Şahin’in okulumuza gelmesi ve okurlarıyla buluşmasıydı. Üçlü gruplar halinde çalışan öğrencilerimiz, hazırladıkları tabloyu kendisine armağan ettiler ve serginin önünde sohbet etme fırsatı buldular. Usta yazarın öğrencilerimize, romanının gerçekçi yönünü, onu nasıl ve neden yazdığını, kendi serüvenini ve o hiç eksilmeyen umudunu tüm samimiyetiyle anlatması unutulmazdı.

Comments are closed.