Bunun Adı, Çıtır Çıtır, Büyük Tuzak…

Bunun Adı, Çıtır Çıtır, Büyük Tuzak…

5. sınıflarla gerçekleştirilen yaratıcı okuma uygulamasında, üç kitaptan yola çıkılarak dil, dil estetiği, dilin olanakları ve kitap eleştirisi gibi temalar işleniyor.

Yaratıcı okuma uygulaması çalışmamızda, Brigitte Labbé’nin “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinden Söz ve Sessizlik, Andrew Clements’in Bunun Adı Findel ve Aslı Der’in Büyük Tuzak kitabını öğrencilerimizle birlikte okuduk. 12 hafta gibi uzun bir süreye yaydığımız çalışmaya 5. sınıflardan 80 öğrenci katıldı. Çalışmamızın amacı, öncelikle çocuklara edebiyatı ve edebiyat eseri okumayı sevdirmek, edebiyatın hissettirdikleri aracılığıyla onlara aslında edebiyatın hayatlarının bir parçası olduğunu sezdirmekti.

Kitapların seçiminde ortak nokta, üçünün de dil temasına yoğunlaşması oldu. Dil, onlar için de bizim için de çok gizemli bir kavram. Çocukların kafasındaki sorular, Bunun Adı Findel’deki Nick’in sorduğu sorulardan çok da farklı değildi. Bu nedenle, onları dil üzerine araştırmaya ve konuşmaya yönlendirmeye çalıştık.

Çalışmayı yaptığımız 5. sınıflarda, kitabı ellerine aldıklarında, daha arka kapaktaki yazısını bile okumadan, “Bu kitap güzel değil, okumayacağım!” diyerek, önyargılı davrananlar olduğunu gözlemledik.

Bu önyargılı tavrı nasıl ortadan kaldırabiliriz diye düşünürken, bir kitabı eleştirmek, beğenme durumunda bile nedenlerini anlamak ve önyargılı davranmamak üzerinde durmaya karar verdik.

Çalışmanın farklı noktalarından biri, aynı tema etrafında toplanan bu üç kitabı karşılaştırmalı okumak oldu. Her kitaptan alınan bazı paragraflar üzerine karşılaştırmalar ve yorumlamalar yapıldı.

Yaratıcılık nedir?

Yaratıcılık nedir, sorusuyla başladığımız yolculukta, onlardan yaratıcılık üzerine araştırma yapmalarını istedik. Sınıfa resim, şiir ve öykü kitapları getirdiler. Bu aşamada, dil yaratıcı mıdır sorusuna yöneldik ve neden bu kitapları, materyalleri getirdiklerini sorduk onlara. Türkçe ve İngilizce dil öğretmenleriyle bu konuyu tartıştılar, dille ilgili daha da derinleşen araştırmalar yaptılar ve derslerimizin bir kısmını kütüphanede geçirdik.

Dil ile ilgili sorular çıkardılar: Dil nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır, dünyada en çok ve en az konuşulan diller hangileridir, sözcükler nereden geliyor, sözcüklerin yaşı var mıdır gibi sorular çıkardılar ve buradan hareketle kökenbilime geçtik. Bu süreçte, en çok başvurduğumuz kaynaklardan biri Sevan Nişanyan’ın Sözlerin Soyağacı – Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü oldu. Üç kitaptan da merak ettikleri sözcükleri seçtiler; önce anlam, sonra da kökeni üzerine çalıştılar. Okulumuzdaki büyük bir duvarı bu çalışmadan çıkacak ürünlere ayırmıştık; çocuklar da hazırladıkları küçük afişleri bu duvarda tüm okula sunma fırsatı buldular.

Çocukların dile ilişkin bazı soruları, biz öğretmenleri de aştığı için, onları bir uzmanla tanıştırmak istedik. Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Prof. Dr. Kerime Üstünova’yı davet ettik. Dil kirliliğinin salt yabancı sözcüklerle olmayacağı, dilin yapısının bozulmasının da bu kirlenmede etkili olduğu ve bunun giderek normalleşmesinin tartışıldığı söyleşi, dile ilişkin önemli farkındalıklar ve aydınlanmalara yol açtı.

Okuma öncesi, üç kitabın kapakları yorumlanarak görsel okuma yapılması da sağlandı. Kitabın ne anlattığına ilişkin tahminler ve doğruluğunu düşünmeden yaratıcı görüşler almaya çalıştık. Sınıftaki çekingen çocuklar da bu çalışmayla fikirlerini özgürce ifade etmeye başladılar. Tahmin ve görüşler sonrasında öğrenciler meraklanmaya başladılar. Okuma öncesinde karakteri her yönüyle tanımak istediler ve kaç yaşında, nelerden hoşlanır gibi sorular hazırlayarak, okumaya geçtiler.

Okuma sürecimizde beş haftayı Büyük Tuzak’a, beş haftayı Bunun Adı Findel’e ayırdık. Söz ve Sessizlik’i tek bir okuma yapıp bitirmeden, on hafta boyunca paragraflar halinde inceledik. Bunun Adı Findel, dilin nasıl oluştuğunu ve zenginleştiğini; Büyük Tuzak, dilin bireyleri var edecek derecede önemli olduğunu; Söz ve Sessizlik de dilin okuyup anlamada, yorumlamada ve iletişimde ne kadar büyük bir güç olduğunu konu ediniyordu.

Eleştiri farkındalığı

Çalışmanın çocuklara en keyif veren bölümlerinden biri, sözcük oyunları tasarlamaktı. Evden getirdikleri sözcük oyunlarını okuldaki boş zamanlarında oynadılar. Sonrasında, üç kitaptan seçtikleri sözcüklerle kendi oyunlarını tasarladılar, küçük sınıflarla birlikte oynadılar.

Yaratıcılık üzerine araştırma yaparken, aynı objeyi farklı resimlere yerleştiren Victor Nunes adlı bir ressamla tanıştılar. Onlar da, bir kalemi kaç farklı şekilde, nerelere yerleştirebileceklerini düşündüler ve bunun üzerine çalıştılar.

Okumaya başlamadan önceki önyargılı hallerini ortadan kaldırmak için, eleştiri üzerine de eğildik. “Bir kitap nasıl eleştirilir?” sorusundan yola çıkarak eleştirmeden önce fikir sahibi olmaları gerektiğinin farkına varmalarını istedik.

Çocuk edebiyatından eleştiri örnekleri, yayımlanmış kitap eleştirileri okuduk ve sonunda Büyük Tuzak’la ilgili eleştiriler yazdık. Bu süreçte, eleştirinin her aşamasında onlara yardımcı olacak sorular sorduk.

Bu çalışmayla, okumayı yaşam biçimine dönüştürme yolunda önemli bir adım attığımızı düşünüyorum. Öğrenciler, üç kitabın yazarının da diğer kitaplarını okumaya, aralarında kitap alışverişi yapmaya başladılar. Eleştiri yapma konusunda kazandıkları farkındalığın yanı sıra, dili sevmenin ve konuştukları dili bilinçli kullanmanın önemini fark ettiler.

Comments are closed.